31 Aralık 2009 Perşembe

ELVEDA 2009 HOŞGELDİN 2010 !!

 
Koca bir sene daha devrildi. Millenium kutlamalarını yapışımızı daha dün gibi hatırlıyorum. Şaka gibi ama neredeyse 10 yıl oluyor ! Ne korkutucu bir şaka !!

2009 en çok hayal ettiğim şeyi verdi bana. O yüzden yeri hep ayrı olacak. Bide tek sayılı yıllar bana hep uğurlu gelmiştir. Birçok insanda vardır bu 'tek ya da çift sayılı yıllar uğuru'. Mezuniyetim, Paris yıllarım, Londra yıllarım, evliliğim, anne olmam hep tek sayılı yıllara denk gelmiştir. Bakalım 2010 nelere gebe ?!!!

Beklentilerimi şöyle bir geneller ve hafifçede soslarsak ;

* Zart zurt herşeye korna çalan densizlerin azalmasını dilerim.
* Daha bol sevişmeli ama daha az kanlı ekranlara kavuşmayı diliyorum. Hala bir yastıktır gidiyor. Sanki sevişmeyi yeni öğreniyoruz.
* Acun Ilıcasız bir sene diliyorum. Her yerde suratını görmekten gına geldi.
* Acun'un yanına Hülya Avşar'ı da gönderelim lütfen. Tevekkili değil yakın arkadaşlar.
* Demet Akalın Önder Bekensir ile evlensin ve hemen çocuk yapsın. Eksik olan bir Demet'in bebeği kaldı.
* Sosyetemizin Ümraniye'de herhangi bir AVM'de takıldıklarını görmek istiyorum. Anasını satayım sanki hepsinin İstinye Park'da hissesi var !
* Aynı dileğim Bebek Parkı içinde geçerli. 2010'da sosyetemizi Fenerbahçe parkında görmeyi dilerim.
* Bebek'in gerçek Bebek olduğu dönemlerine dönmesini dilerim.
* Demet Şener ve Gülben Ergen'in acilen normal doğumla nasıl anne olunur isimli bir kitap çıkarmalarını dilerim. Ne de olsa sezeryenle doğurursanız yarım annesinizdir !! !!
* Deniz Berdan'ın daha çoook uzun bir süre ortada olmamasını dilerim !
* Eda Taşpınar'ın programında stil dersi vermeden önce sevgilisinin tarzını elden geçirmesini dilerim.
* İvana Sert'in Noel analı resimlerini görmemiş olmayı dilerim. Hatta kocasından bir zahmet zılgıtı yemesini ve koca bir 2010 yılında kendisini bizlerden mahrum bırakmasını dilerim.
* Sekssiz bir Ayşe Arman dilerim. Son röpörtajındaki doğum sonrası seviştiğinde yatağın her yerinin süt dolduğunu söylemesi mide bulandırıcı hatta tiksinti vericiydi. Bazı şeyler gerçektende mahrem olmalı ve mahrem kalmalı !
* AK Partisiz bir yıl dilerim.
* Deniz Baykalsız bir CHP dilerim.
* Tüm suçların hakkettiği cezayı alması dilerim. Özellikle Ölüm Cezalarının tekrar uygulanmasını dilerim.
* Bülent Ersoy'un ekranlarda yasaklanmasını dilerim.
* Küçücük çocuklara şarkı yarışmasında sahne tozu yutturan ve bundan cebini dolduran kanalların tüm yıl kapalı kalmasını dilerim.
* Doğum sonrası cart diye defileye çıkabilen Çağlagillerden başka bir tane daha görmek istemiyorum.
* Nişantaşı'na oksijenli geniiişş bir park diliyorum.
* Okan Bayülgen'in mümkünse hergün bir programla televizyonumda olmasını diliyorum.
* UGG botlarının tümünün yakılmasını diliyorum.
* Bloggerın yasaklı zihniyetten uzak kalmasını diliyorum.
* Porno sitelerinin tümünün açılmasını diliyorum. Memleketimdeki vahşetin çığlıkları böyle böyle download oluyor.
* Farmville'imi gerçek parayla satmak istiyorum.
* Doğum sonrası kilolarımı sağlıklı bir şekilde vermek istiyorum.
* Tekrar hamile kalmak istiyorum. Mümkünse bu seferkide kız olsun kocam beni öldürsün :)
* Karın içinde boğulası bir kış diliyorum. Mümkünse bu sırada bendeniz Zermatt'da Coeur des Alpes Otelde şömine karşısında şarabımı yudumlayım.
* Her yağmur yağışında milletimin cefa çekmemesini diliyorum.
* Kurban bayramındaki vahşete tanık olmak istemiyorum. Mümkünse kurbanı artık işin erbabı insanlar kessinde iş hava caka atmaktan çıkıversin. Hayvana eziyet çektirende inşallah öbür dünyada aynı acıyı çeker.
* Tüm bebekler sağlıklı ve şanslı doğsun.Hiçbir çocuk hasta olmasın.
* Milli piyango bana çıksın doğudaki tüm okula gönderilmeyen kız çocuklarını okutabileyim.
* İnşallah yaşına başına bakmadan 15likleri karı yapmak isteyen prostatlılara viagra bile yaramasın.
* Gebelik sayesinde bıraktığım ve hala içmediğim sigarayı canım istememeye devam etsin. Mümkünse kocacımda bırakıversin.
* Minik Ayça'm hemen ayaklansında Travel + Leisure 'deki en iyi 300 otelin en az 10 tanesine gidivereyim.
* Melis Alphan Milliyet'e geri dönsün. Hürriyet'de fazla görünmüyor.
* Huban Ayşem yazılarına hiç bozmadan devam etsin.
* İğrenç kıyafetleriyle göz zevkimi mahveden Lady Gagayı bi zahmet piyasadan uçuruversinler.
* Tarkan ve Kenan Doğulu'ya birileri artık 40 yaşına yaklaştıklarını hatırlatıversin. 20likler gibi imaj değişikliği feci kıro duruyor.
* Ajda Pekkan'ın hala birşeyler ispat etmek istercesine bacak açmasından sıkıldım. Açmayarakda örnek olunur. Örn: Nebahat Çehre
* Ve son olarak blogger kardeşlerime bol modalı ve bol konulu hareketli bir yıl dilerim.

29 Aralık 2009 Salı

TEKNİK HATA

 
Uzun bir süredir teknik bir hata yüzünden sizlerden ayrı kaldım. Hata giderildi ama adresde hafiften değişiverdi. Bundan sonra 'com' uzantısı yerine 'blogspot' uzantısı ile sizlerleyim. Anlayacağınız kürkçü dükkanına geri döndüm :)

Bu süre zarfında meraklı maillere çok teşekkür ederim. İnsan sevildiğini ve takip edildiğini ancak böyle anlarda anlıyor. Hepinize Pelince kokulu öpücükler !

8 Aralık 2009 Salı

FREAK FASHION !

 


Yo yo kesinlikle klasik bir kadın değilim. Tersine modadaki eğlenceli ve renkli dokunuşlara bayılırım. Kuralların dışına çıkmayıda severim yeni akımları denemeyide.

Lakin son dönemdeki moda adına yapılan ucube seçimleri dehşetler içinde seyrediyorum. Seyrediyorum ve isyan ediyorum ! Moda otoritelerinin bu deli zırvası akımı desteklediklerini görmek ise içimi sızlatıyor. Eskiden defilelerdeki şov amaçlı dediğimiz tüm parçaları artık ünlüler alışverişe giderken giymeye başladı.

İnsanların dikkat çekmek adına modayı bu kadar kirletmesine daha ne kadar seyirci kalacam bilemiyorum. Belkide beterin beteri vardır misali bu günleri bile arar olacağım.

25 Kasım 2009 Çarşamba

DAHİCE !!

 
2010'da erkekler için de iç çamaşırları üretme kararı alan Ten markasının tanıtım yüzü SERDAR ORTAÇ !

Aman ne kıroca bir seçim dediğinizi duyar gibiyim. Halbuki ben bu seçimin dahice olduğunu düşünüyorum. Ten yöneticileri, David Beckhamlara David Gandylere alışan gözlerimize taptaze yepyeni bir imaj sunuyor. Böylelikle iç çamaşır moda tarihinde ilk kez erkeksilik ve seksilikle uzaktan yakından alakası olmayan bir isim kampanya yüzü olmayı başarmış oldu.

Tabi konu vay be helal olsundan ziyade nasııılll yaniiii edebiyatı yapmaksa fevkaladenin fevkinde bir seçim olmuş. Tüm Ten yöneticilerini tebrik ederim :))

18 Kasım 2009 Çarşamba

YERLİ VİCTORİA BECKHAM !

 
Uzun zamandır kendi kendime sorduğum 'Bir Victoria Beckham Koleksiyonunu sosyetemizden ilk kim giyecek' sorusunun cevabını almış olmanın dayanılmaz hafifliğindeyim. Zaten oldum olası Feryal Gülman ile VB'nin tarzlarını hep benzetmişimdir. İkiside stilden yoksun olmalarına rağmen sezonun en gözde ve en pahalı parçalarıyla arz-ı endam etmeleriyle işi kotarırlar. İkiside en olmadık yerlerde bile en az 5 saatlik hazırlanmış gibi görünmeyi becerirler. Ama doğruya doğru. Her zaman her şartta Feryal Gülman'ı VB'ye tercih ederim. En azından gülmeyi bilen ve gerçekten hoş bir hanımefendi.

Drew Barrymore böyle bir kazaya nasıl alet olmuş hala şaşkınlık içerisindeyim !

Kaynak : Milliyet Cadde

16 Kasım 2009 Pazartesi

ELİN ADAMINA BRAVO BİZİMKİLERE TÜ KAKA !!

 
Deli ediyor beni bu çifte standartlık ! Gülben Ergen ikizlerinin resim hakkı satışından aldığı parayla Mardin'de Bilge Köyü'ne maddi yardımda bulundu. Köydeki yetim ve öksüz çocuklara giyim, kırtasiye ve girip şurubu yardımında bulundu.

Aferin Gülben Ergen'e ! Ama gelin görün ki neredeyse çarmıha gerecekler kadını! Efendim iyi hoş yapmış ama neden medyada bu yardımının haberleri çıksın diye PR çalışması yapmışmışmışmış..Aslında çocuklara değilde kendine yatırım yapmışmışmışmış..

Bi gidin be arızalar !! Elin Brangelinası yıllardır bu işi yapar iyilik meleği olurda bizimkiler yapınca PR mı olur ? Keşke her şöhretlinin kendine yaptığı yatırım bu kadar hayırlı olsa. Sonuçta ihtiyacı olan 1 çocuk bile sırtına anorak giymişse o insan benim aferinimi almıştır. Geriside medyadaki bazı kafalar kadar boştur !

MUTLU SON :)

Nihayet özlemle beklenen prensesimize kavuştuk. Son 25 gündürde adeta kölesi gibi 7/24 saat emrine amadeyiz. Kaka ve meme arasında geçen rüya gibi günler yaşamaktayım. Yetememe duygusu her an ensenizde. Yok sütüm gelmeyecek, yok kesilecek, yok niye ağlıyor diye diye ömründen ömür gitti :) Dediklerine göre ilk 1 ay son derece ağır geçermiş. Kesinlikle DOĞRU !

En iyisi hikayeme baştan başlayayım. 23 Ekim Cuma sabahı cümbür cemaat Amerikan Hastanesine geldik. Odamıza yerleştik. Gayet cool tavırlarla sezeryende neymiş ayol havalarındayım. Saatler geçtikçe heyecan artıyor. Ne zaman ki doktorumu görüyorum sırtımdan aşağı hafif bir korku sızısı iniyor. Tahlillerimin sonucu iyi geliyor ve bendeniz ameliyathaneye gidecek yatağa geçiriliyorum.

O gidiş esnasında ailenin tüm fertleriyle feci duygusal anlar yaşanıyor. Gözlerden yaş gelmemesi çok zor. Genel anestezi olduğundan klasikleşmiş Türk usulü 'hakkınızı helal edin' bakışları havalarda uçuyor. Ve aşağıya iniyoruz. Yemin ederim sanırsınız ki Grey's Anatomy dizisinin setindesiniz. O ne kalabalık bir ameliyathanedir Allahım. Her odanın önünde önlüklerini giymiş cerrahlar kesecekleri kurbanlarını bekliyor. Ben diyim 30 kişi siz deyin 50 kişi var neredeyse. Demek ki cuma sabahları hastanenin en yoğun günü. Bendenizi alıyorlar bekleme yerine. Çünkü Onkim ekibi gecikiyor dolayısıyla sezeryenede başlanamıyor. Siz siz olun şayet kordon bağı anlaşması yapacak olanlar varsa mutlaka verdikleri acil kiti yanlarına alsınlar. Şayet biz almış olsaydık gecikme yaşanmayacak ve sinirler gerilmeyecekti. Neyse, ameliyathane alındım. Doğum olduğu için sıcacık içi su dolu bir yatağa yatırıyorlar. O an yaşadığım tek sıkıntı o göbekle yatağa bacaklarımı dümdüz uzatmak oldu. Doğum fotoğrafçımız sevgili Çiseren'i kapının önünde görmek heyecanımı biraz olsun dindirdi. Doktorum Erhan Cankat her zamanki muzip tavırlarıyla odaya girdi ve film orada koptu.

Gözlerimi açtım. Hafif bir ağrı. Merak ve endişe. Acaba herşey yolundamı. Yukarı odama çıkardıklarında kulağımda hala kim olduğunu bilmediğim bir ses : ' Çoookk güzel ve çok aç !' O an bozuk plak gibi 'bebeğim aç hemen doyurayım' moduna geçtim bile :) Genel anestezi feci bişi arkadaşlar. Beynim birçok şeyi hatırlamak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın nafile. En acısı yavrumla ilk tanışma anımızı hatırlamıyor olmam. Resimlerde görmek yetmiyor ne yazık ki. İllaki hatırlayacam ama şu ana kadar bu konuda başarısızım. Bunun yanısıra o kadar çok hatırlamadığım şeyler varki hayretler içerisindeyim. Mesela çok yakın bir dostumuz eşiyle ziyaret etmiş ve kocamın dediğine göre uzun uzun sohbet etmişim. Şu an bir saniyesini bile hatırlamıyorum. Sevgili Iconjane hastaneden aradı. Ancak günler sonra konuşmalarımızı hatırladım. Bunun gibi bir sürü sinir bozucu kopukluklar var.

Gelelim işin 'acı varmı acı' kısmına. Tüm hamiş arkadaşlarıma gönül rahatlığıyla söyliyebilirim. Sezeryenden sakın korkmayın ! Evet bir ameliyattır, kesiliyorsunuz ama inanın sonrasında hiçbir acı duymuyorsunuz. Ben aynı günün akşamı ayağa kalktım. Cümle alem beklenen gazımda hemen çıkıverdi. Kısacası normal hayata hemen dönüverdim. Üstelik kesik bikini bölgesinde olduğu için hiçde rahatsız edici değil. Ve artık kesimi o kadar estetik yapıyorlarki gözle görülmesi bile zor. Düşünün ki pansuman bile yapılmadı. O yüzden içiniz rahat olsun. Gönül normal doğum isterdi ama olmayacaksada medeniyetten yararlanmanın hiçbir sakıncası yok :)

Cumadan pazartesiye kadar hastanede kaldık. Geceleri isterseniz bebeğinizle kalabiliyorsunuz. Bazı hastanelerin bu konuda sıkı kuralları oluyormuş ama Amerikan hastanesi gayet iyi. Bebekle aile arasındaki ilişkiyi geciktirmeden yaşatmak istemeleri gayet hoş.

Ve artık evimizdeyiz. Eşimle doğum öncesi bebeğimize kendimizin bakacağı konusunda anlaşmıştık. Öyle aile fertleri ya da akrabalardan dostlardan yardım almayacaktık. Alt tarafı bebek yahu ? Neresi zor olabilir ki ? Eğer sizde böyle düşünenelerdenseniz tescilli salaklardansınız!! Gecenin sonunda eşim 20 dakika uyku bendeniz ise hatırlamadığım 1 saat uykuyla 20 raundluk maçtan çıkmış gibiydik. Gündüz vakit kaybetmeden profesyonel yardım için şirketlere başvurduk ve en sonunda bir yeni doğan hemşiresi ile anlaştık. Sadece geceleri gelerek en azından sütüm için gerekli uykuyu almama yardımcı oluyor. Bu sistem en azından 40 günlük olana kadar devam edecek. Bu zaman zarfında hem gerekli güveni kazanıyorum hemde tecrübe ediniyorum.

Gelelim kızıma. Minik Ayça'm evimize güneş gibi doğdu. Evin kokusu, havası herşeyi değişiverdi. Artık bebek kakası kokusu olağan parfümlerimizden. Kapı ve telefon zilleri en rahatsız eden sesler. Bir süre duyacağınız en güzel ses mama sonrası bebeğinizin çıkaracağı pırt sesi. Cep telefonlarının yerine bebek telsizleri aldı. Fırsat bulursanız duşunuzu alıp en fazla 2 saat uyuyabilirsiniz. Yemek yemeği unutabilirsiniz. Artık steril makineleri ve ek gıdalar konusunda bir prosunuz.

Zahmeti ne olursa olsun bu cimcimeler öyle bir güce sahiplerki bir bakışlarıyla size dünyayı sırtlayacak güç verebilir, bir ağlayışlarıyla dağı bile devirebilirler.

Bu yazım tüm hamiş ve hamiş adaylarına adanmıştır..Allah yardımcın(m)ız olsun :))

Bu süre zarfında güzel temennilerde bulunan tüm dostlarımada ayrıca teşekkürler.

PS : Süt verenler için minik bir tüyo. Bende işe yaradı belki sizdede yarar. Poşet Rezene çayından günde en az 10 adet için. Özellikle süt verdikten sonra sıcak sıcak içmeniz çok işe yarayacaktır. Ayrıca Nurse Harvey's bitkisel şuruptan her öğün sonrası 2 yemek kaşığı içmenizde işe yarayacaktır.

19 Ekim 2009 Pazartesi

EN MACERALI SEYAHATİMİN SON GÜNLERİ :))

 





Eveeeeettttt 9 aylık maceram sona eriyor..Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik :) Minik kuzumla 36. haftanın içerisindeyiz. Zamandanda anlayacağınız gibi benim kuzu tahminlerden biraz erken gelecek dünyaya. Sebebi ise son haftalarda kontrol edilemez gebelik şekerim ve erken gelen kasılmalarım. Bunlar yetmezmiş gibi birde cimcimem kordonu boynuna 2 sıra dolamış. Biliyodum anası gibi kokoş olduğunu. Bu şartlarda bile takmış takıştırmış :)

Kasılmalarım sanılandan çok erken başlamış. Tabi ilk gebelik deneyimim olduğu için kasılmamı yoksa bebeğin kendisimi diye anlamak zor oluyor. Rutin ultrason kontrolümde doktorum yakalıyıverdi kasılmamı. Hemen NST denilen alete bağlandım. Gerçektende 20 dakika içinde kocaman 2 kasılma. Birde son günlerde o kadar diyete rağmen şeker değerlerimi kontrol edemiyor olmam yüzünden ne yazık ki normal doğuma elveda demek zorunda kaldım. Zaten bu dönemde kendinizi bırakıyorsunuz. Bebişiniz sağlıklı gelsinde nasıl gelirse gelsin havasına giriyorsunuz. Sezeryenden deli gibi korkan ben bile kendimi bırakıverdim.

Normal gebelik süresi 40 hafta öncesi olsa bile Ayça bebek şimdiden 3 kiloyu buldu ve 1 haftada önden gidiyoruz. O yüzden 37 haftalık(+1 hafta) doğmasında bir sakınca olmuyor. 23 Ekim 2009 Cuma sabahı inşallah anne olacağım.

Birazda hazırlıklardan bahsedeyim :)

Minik prensesimin artık herşeyi hazır. Odasını, beşiğini, bergerini, tekstilini ve tüm diğer ıvır zıvırlarını İnci Tunçel 'den aldık. Şiddetle tavsiye edilir. Normalden pahalılar ama butik çalıştıkları için yükünüzü o kadar sırtlıyorlarki helal olsun diyorsunuz. Özellikle bizim gibi ilk deneyimleri olduğundan detayları bilmeyen anne babalar için yardım meleği gibiler. Sevgili İnci Avcı'ya da ayrıca teşekkürler..Bizim oda seçimimiz resimde gördüğünüz model oldu. Tek farkı bizim mobilya resimlerimiz tavşanlı değil, kedili ve kelebekli küçük kız resimleri :)

Kıyafetlerinin çoğunu, arabasını ve ana kucağını Mothercare'den aldık. Ana kucağı için Maxi-Cosi rahat kullanımıyla diğerlerinden bir adım önde. Banyo, krem, merhem, bez gibi yan gereçler için E-Bebek 'i tavsiye ederim. Mağazaya girdinizmi küvetine kadar herşeyi bulabilirsiniz. Hemde son derece hesaplı. Birde Palladium alışveriş merkezindeki Petit Bateau'ya gidin derim. Kıyafetleri o kadar şirinki kredi kartlarını göçertirseniz şaşmam :)

E malum sadece bebek değil anne adayı içinde hazırlık var. Sezeryen olmasının bir avantajı günü bildiğiniz için daha öncesinden kadınsal hazırlıklarınızı yapabiliyorsunuz. Yok dip boyası, yok manikürü, ağdası falan derken bi bakıyorsunuz ki sanki davete gider gibisiniz :) Birde bunun yanında hastanede kaldığınız sürede neler giyeceğiniz var. Loğusa gecelikleri ve çamaşırları için Pelin mağazasını( Caddedeki mağazanın satış elemanları son derece gıcık. Ama Palladium AVM'deki Pelin mağazası elemanları muhteşem) ve Nişantaşı Hak Pasajı içindeki Asu mağazası şiddetle tavsiye edilir. Özellikle Asu mağazasındaki Asuman hanım bi bakışta ölçülerinizi şak diye tespit ediyor. Zaten deneme kabini yok. Şu ana kadar şaştığını hiç görmediğim için denemeden rahatlıkla istediğinizi alabilirsiniz.

Doğum sonrası eşe dosta dağıtılacak minik kurabiyeler için ise İlker'in Mutfağı ile anlaştım. Blogger ailesinden olan İlker'in kurabiyeleri hem çok şirin hemde feci lezzetli görünüyor. Ayrıca kendisi son derece ilgili ve yardımsever. Kısacası doğuracaklar için garantili adres :)

Canım kocacım istediği kadar ben çekerim diye yırtına dursun, bendeniz illaki profesyonel bir doğum fotoğrafçısı diye tutturdum. Meğer son günlerin popüler mesleğiymiş bu. O kadar fazla alternatif varki şaşıp kalıyorsunuz. En nihayet Çiseren Korkut 'da karar kıldım. Sitesindeki çalışmalara şöyle bir göz atmanız yeterli. O eşsiz anları o kadar güzel yakalamış ve yorumlamışki seçiminizde bir an bile tereddüt yaşamıyorsunuz. Rastlantıya bakın ki sevgili İlker'de Çiseren ile çalışmış ve çoook memnun kalmış.

Pinpirikli bir çift olduğumuzdan Kordon Kanı Bankasınıda ayarladık. 20'li yaşlarda olmadığımdam önlem almak en iyisi. Biz Onkim 'i seçtik. Seçen arkadaşlarımızda gayet memnun.

Artık saatlerin gün gibi, günlerin haftalar gibi geldiği dönemdeyiz. Saatler geçmiyor, telaş dinmiyor, heyecan yatışmıyor..

Doğal olarak bir süre daha sizlerden ayrı kalacağım. Umarım bir sonraki yazımı minik kuzum bağrımdayken yazacağım. Onun o süt kokusunu içime çekerken.. Yüce Rabbim dileyen herkese nasip eder inşallah.

Dualarınızı bizden esirgemeyin..

30 Eylül 2009 Çarşamba

MAZERETİM DEVAM EDİYOR !

 
Sevgili dostlarım,

Hala kendimde değilim, hat safhada tembelim, uyuşuğum ve bitkinim. Menzil dışına çıkan ayaklarım davul gibi şiş, göbeğim terminatör misali herşeyi devirmekte, bense son hazırlıklarla uğraş içindeyim.

Geri sayıma hafiften başlamış durumdayız. Bu yüzden yaşanan duraklamayı mazur görmenizi dilerim.

28 Eylül 2009 Pazartesi

MUHTEŞEM GİOVANNA !!

 
L'Uomo Vogue'un moda editörü Giovanna Battaglia herkesin tanıdığı bir isim değil ama konumu ve stiliyle günümüzde modayı takip edenlerin ortak beğenisini kazanmış yegane isimlerin başında gelir.

En üstte Sartorialist'de yayınlanan resmini görünce detaylı bir araştırma yapasım geldi. Neredeyse tüm kıyafetlerini sizlerle paylaşmak istedim. Bizlere abuk sabuk giyinmeden, zorlamadan, ıkınmadan nasıl stil sahibi olunurun dersini veriyor adeta.

Stilinin sırrı sanırım her tarzdan bir parça oluşunda. Belli bir tarza kapılıp gitmiyor. Bohem, boho-chic, etnik, klasik, city-girl gibi birçok akımdan etkileniyor. Yeri geldiğinde eğlenceli seçimler yapmaktan kaçınmıyor. Seçtiği aksesuarlar en kalitelisinden ama bas bas bağırmıyor. Makyajı sevmiyor. Saçları her daim kuaför salonundan çıkmış gibi değil. Hatta tersine hiçmi hiç uğraşmıyor havalarında.

Aynı fabrikadan çıkma seri sonu sosyetiklerimizden sonra Giovanna öylesine iç açıcı bir isim ki hayran kalmamak için insanın kendisini zorlaması gerekiyor..

YAKLAŞANI YAKARIM:))

 
Sanki Mad Max serisinin 2000'li yıllar versiyonu çekiliyor. Karşınızda Nicholas Kirkwood'un Rodarte için yaptığı son koleksiyondan en dikkat çekici parça ! Bunlarla hem ayda yürüyebilir hemde uyuz olduğunuz sevgilinizin arabasını rahatlıkla parçalayabilirsiniz :) Topukları efsane olabilecek kadar özel ve sıradışı.

25 Eylül 2009 Cuma

TÜLİN ŞAHİN'DEN STİL ve MODA..

 
Yazılarımı takip edenler Tülin Şahin'i ne kadar beğendiğimi bilir. Yaşam tarzıyla, çalışkanlığıyla ve stiliyle birçok meslektaşından farklı bir yere sahiptir. Tülin Şahin'in o Ralph Lauren kataloğunu andıran gardrobunu fırsatı olsada talan etsem :) Birbirinden güzel şapkaları, bol paça pantalonları, çiçekli maksi elbiseleri ve kalın kemerleriyle adeta bir Amerikan Girl'dür kendisi.

Tülin Şahin kitap serisine devam ediyor. Bizlerle bu sefer, Banana Republic markasının işbirliğiyle stil ve moda konusunda tüyolarını paylaşacak.

Banana Republic'den belli bir oranda alışveriş yapanlara kitap hediye edilecek. Ayrıca bir de yarışma var. Kazananlar talihliler Banana Republic'den çeşitli hediyelere sahip olacak. Tüm detaylar Tülin Şahin'in resmi sitesi TULISS'de !!

23 Eylül 2009 Çarşamba

BURBERRY - Londra Moda Haftası 2010

Burberry'nin defilesi adeta bir gala gibi. Defilenin konukları birbirinden ünlü simalardı. Hal böyle oluncada defileden daha fazla ilgiyi konuklar çekmiş oldu..

Markanın yüzü Emma Watson. Yüz ve beden hala çocuksu. Ve üstte kadınsı bir kıyafet. Ben hala çocukların çocuk, gençlerinde genç görünmesinden yana olan eski kafalılardanım. Kıyafet güzel ama görüntü olmamış.

Bu gerçekten Gwyneth Paltrow'mu ? Bazen son derece çirkin seçimler yapmasına hala alışamadım. Şahane bir nane yeşili etek vücut tipine son derece kötü gitmiş. Üstündeki t-shirt ve botlar görüntüyü daha da bozmuş.

Deniz Akkaya'da konuklar arasındaydı. Artık hangisi hangisine benziyor diye diye kafam bulandı. Ama Liv Tyler'ın Deniz Akkaya'dan daha şık olduğu su götürmez. Ceketi,taytı ve Burberry ayakkabılarıyla şahane..Gecenin kesinlikle en şıklarından.

Alexa Chung'da gecenin şıklarından. Hele Burberry trençkotla şahane gözüküyor. Ben Burberry yöneticisi olsam Alexa Chung ile çalışmayı düşünebilirdim.

Agyness Deyn koyultuğu saç rengiyle feci sıradanlaşmış. Hele hele üstündekilerle gecenin rüküşlerinden. Aslında bu ikoncanlık mikoncanlık hep moda otoritelerinin başının altından çıkıyor. Böyle rüküşlüklere stil sahibi dyorlar, sonra da millet işin püf noktasının abuk sabuk giyinmekte olduğunu sanıyor. Ondan sonrada al sana kısırdöngünün en alası !

Ekselansları Anna Wintour klasik görünümüyle. Victoria Beckham ise büyük ihtimalle yine kendi kreasyonundan bir parçayla o bilindik yapmacık pozlarını verirken.

Julia Restoin Roitfeld'ın kıyafeti fena değil ama duruş falso. Jacquetta Wheeler kıyafetiyle şahane bütünleşmiş. Son derece hoş.

Mary Kate Olsen'ın üstündeki paltodan elbisesini göremiyorum ama parmağındaki yüzük yeterince dikkat çekici ve hoş. Bir başka şahane parça ise Alexa Chung ile pişti olduğu Burberry siyah botlar.

Freida Pinto hoş. Erin O'Connor ise o bilindik maskülen tarzıyla.

KÜÇÜK KADINLAR

 
Son derece rahatsız edici bir görüntü. Bir dönem hepimiz annelerimizin rujlarını, topuklu ayakkabılarını özenip, evde ayna karşısında denemişizdir. Ama hiçbirimiz annemizin elini tutarak sokakta bu halde gezinmemişizdir.

Kadınlığın simgesi topuklu ayakkabılar hangi akla hizmet 3 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatına böylesine sokulabilir ?

Minik Suri ne yazık ki beyinsiz anne babaların elinde madara olan çocukların ne ilki ne de sonuncusu olacak :(

SEVGİLİ ŞEKERİM ve BEN

 
Sevgili dostlarım, uzun zamandır hamişliğim hakkımda sizlerle dertleşemedim. Aslında konular bol ama bende enerji yok. Ama bugün havamdayım çok şükür.

Ne yazık ki gebeliğimde en büyük sorunlardan biriyle karşılaştım. Gebelik şekeri. Gestasyonel diabet dedikleri bu namussuz illet son 1 aydır canımı okuyor. Bendeniz normalde tatlıya bayılırım. Koyun önüme bir kutu şekerpare siz yan bakana kadar alimallah hepsini götürürüm. Ya sıcacık tarçınlı İzmir lokması ?? Offf ki ne offf..Sütlü tatlılar, çukulata, şeker, ne mok varsa şekerli hiçbirine acımam alimallah. Allah'da al sana der gibi, hemide hamilelikte şeker değerimi 210'a çıkarınca acilen diyete sokuldum. Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var. Hamilelik şekeri adındanda anlaşılacağı gibi sadece gebelik süresince meydana çıkan şekerdir. Yani normalde şeker hastalığı olmayanlar için. Eğer açlık şeker değeriniz 90'larda ise zaten klasik bir gebelik şeker hastasısınız. Artık bu andan doğuma kadarki tek hedefiniz tokluk şekerinizin maksimum 140 olması. Bunu ayarladınızmı sorun yok.

Eğer gebelik şekeriniz varsa size ilk tavsiyem hemen bir eczaneye gidip Accu-Chek şeker ölçüm aleti edinmeniz ve gün içinde her öğünden 2 saat sonra şekerinizi ölçmeniz. (Tabiki hergün değil. Hafta içinde 1-2 gün tespit edin yeter) Sakın bu hastalığı ciddiye almamazlık etmeyin. Allah korusun işi bebeğin iri doğmasına, diyabetli olmasına, sorunlu doğmasına hatta elim bile gitmiyo yazmaya ama anladınız siz onu, ö.. doğmasına bile götürebilirsiniz.

Gelelim benim diyet macerama. Sıkı bir hamursuz ve şekersiz diyet listesi verildi. İlk hafta diyetle bakalım şeker değerini indirebilecekmiyiz onun kontrolü yapıldı. Eğer ilk hafta başarılı olamasaydım iş insülün yemeye kadar gidecekti. Gerçektende 7 günlük diyet sonunda 210 olan değerimi 110'lara hatta 100'lere kadar indirdim. Arada bir şımarıp ağzıma muffin atayım dedim hoooop bir baktım 160'larda geziniyorum. Bu melet asla ve asla disiplinsizliği sevmiyor. Sizde zaten şunun şurasında 2 ayım kaldı sık dişini diyip direnme mekanizmanızı çalıştırıyorsunuz. Sıkıyosa yapmayında göreyim bakiiim !! Burdan tüm diyabetlilere saygılarımı iletiyorum. Öyle bir şeyle savaş veriyorlarmış ki insan yaşamadan anlamıyormuş. Ki ben sadece 3 ay yaşayacağım ama bittim tükendim bile :(

Bir de işin güzel tarafı var. Şekerin var dedikleri andan itibaren yarım kilo bile almadım. 1 aydan fazla oluyor diyetteyim, şaka gibi ama 1,5 kiloda verdim. Benden giden bebeğe geçiyor. Onun kilosu maşallah 2 kiloyu geçti bile. Ama bende gram almaca yok. Böyle giderse hamileliğimi hedeflediğim +12'de bitirmem işten bile değil.

Ben bu diyetimi gebelik sonrasıda yapmayı düşünüyorum. Hem sağlıklı kilo verirsiniz sütünüz eksilmez hemde artık şu şeker işini abartmamak gerekiyor.

Öncelikle kuralımız şeker seviyesini hep dengeli tutmak ve ani yükseltmelerden kaçınmak. O yüzden her 2 saatte bir birşeyler yemeniz gerekiyor.

Sabah kalktınız ; 2 dilim yulaf yada çavdar ekmeği, bir bardak toz tarçınlı süt, kibrit kutusunun 2 katı kadar büyüklükte beyaz peynir ve domates, salatalık.

2 saat sonra ; İncir, üzüm, muz haricinde istediğiniz bir meyve. (Ben 2 yiyorum ve sorun olmuyor) ve 2-3 adet ceviz.

2 saat sonra; Öğlen yemeği : 2 parça (60grlık) köfte (balık, tavuk,etde olabilir), 3 yemek kaşığı zeytinyağlı yemek, yoğurt, salata, 1 dilim yulaflı yada çavdarlı ekmek. (Salatanızı zengin tuttunuzmu tıka basa doymuş oluyorsunuz)

2 saat sonra ; Yine 1 ya da 2 porsiyon meyve.

2 saat sonra ; Yulaflı yada çavdar ekmeğiyle yağsız bir tost, domates ve salatalık.

2 saat sonra ; Akşam Yemeği : Bu sefer 3 parça köfte (köfte yerine 100 gr balık, tavuk yada yağsız etde olabilir), yine yoğurt, aynı şekilde zeytinyağlı yemek, zengin bir salata ve 1 dilim ekmek.

2 saat sonra ; 1-2 porsiyon meyve ve yoğurt. İsterseniz meyveyi yoğurda doğrayıpda yiyebilirsiniz.

Baktınız bu diyetle şekeriniz düşüyor ama doymuyorsunuz, o zaman bir sonraki hafta ana öğünlerde et yanına hafiften bulgur, pilav gibi şekerinizi yavaşça çıkaran besinleri ekleyebilirsiniz. Tabiki abartmadan.

Normal şartlarda bu diyetle birde kardiyo yapsanız vallahi billahi ayda en az 6-7 kiloyu rahatlıkla verirsiniz. Önemli bir ipucu vereyim ; Sakın etinizi ana öğünlerde eksik etmeyin. Canınız et istemeyip sebzeye yüklenirseniz şeker oranınız yine artıyor. Et ciddi bir şeker dengeleyici. Benden söylemesi. Ayrıca bol bol su içip, hiçbir şeyede sinirlenmiyeceksiniz.

Tabi tüm bu yazdıklarımın yanı sıra aslında gebelik süresince çok şanslıydım. Çünkü hiçbir zaman aşermedim. Ne ilk aylarda ne de şimdiki son aylarda. O yüzden şanslılardanım diyebilirim. Eğer aşerseydim bu sorunla nasıl başa çıkabilirdim hiçbir fikrim yok. Düşünsenize hamilesiniz ve canınız mütemadiyen şekerli yada hamurlu birşeyler çekiyor ama yerseniz bebişiniz tehlikede. Herhalde bu raddede Yüce Rabbim kuluna ilahi bir direnme gücü veriyordur. Aksini düşünmek bile korkunç.

İşte sevgili dostlarım..Son haftalarda çektiğim sıkıntıların özeti. Bu diyet programı yüzünden seyahatlerimdende keyif alamadım. Resmen eve bağlandım. Şu 2 saatte bir işi misafirliğe gitseniz bile sizi sefer tasıyla dolaştırıyor. Neyseki 2-3 ay diyorsunuz susuyorsunuz.

Allah tüm diyabetlilere acil şifalar ve dayanacak güç nasip etsin..

ERDEM - Londra Moda Haftası 2010

 
New York Moda Haftası bitiminin hemen sonrası istikamet Londra Moda Haftası. Ve tabi ki dört gözle beklenen bir ERDEM defilesi.

Lakin bu sezon eskilere oranla ERDEM daha bir sönük daha bir bilindik. Dantel ve desenlerin oynaşmaları şahanede kesimler fazlasıyla sıradan. ERDEM'in klasik kumaş ve desenlerini bu koleksiyonda göremiyorum. Sanki daha bir gelenekselliğe kaçmak ister gibi bir hava sezinledim. Kişisel Notum : 6

Koleksiyon beni doyurmadı ama ekselanslarının defileyi en ön sıradan seyretmesi feci hoşuma gitti. Bu kadın ki birçok moda ilahını bugünlere taşıyan bir isim, demek ki portföyüne ERDEM'i de not etmiş. Ayrıca gözlüksüz bir Anna Wintour ne kadar da güzelmiş :))

18 Eylül 2009 Cuma

3.1 PHILLIP LIM - New York Moda Haftası 09/10

 
Biricik gözdelerimden Phillip Lim beni yine hayal kırıklığına uğratmadı. Modern çizgilerle romantizmi yakalamakda üstüne yok. Balık sırtı pullar, payetler ve simler göz alıcı. Ya Louboutin&Lim ortaklığından doğan bootieler ? Çantalar ? Hepside yemede yanında yat.

17 Eylül 2009 Perşembe

HAFTANIN ŞIKLARI

 

Bu hafta Mermerci ailesi şıklıkta rakipsiz. Anne Ender Mermerci seçtiği 2 kıyafette de gayet başarılı. Bu yaştaki bayanların böylesine bakımlı ve rafine bir zevke sahip olmaları çok hoşuma gidiyor. Ender hanım, saçı, makyajı, yanık teni ve aksesuarları ile son derece hoş. Ayrıca kolundaki bir Hermes Himalayan. Tokasında 3 karatlık elmas bulunan ve 122 bin dolarlık Hermes Himalayan'ın bir diğer eşini Victoria Beckham'da görmüştüm. Ender Mermerci akıllılık edip çantanının toka kısmını saklamış. Neme lazım çalınır malınır. Malum kaç gerdanlık kaç yüzük bir Himalayan etmez :)


Tansa Ekşioğlu tek kelimeyle müthiş. Hem klasik hemde spor seçimlerinde son derece başarılı. Ama jean ile giydiği bej cekete ayrı bir bayıldım.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails