26 Şubat 2010 Cuma

VOGUE İLE BAŞLAYAN DERGİ SAVAŞLARI

 


Vogue Türkiye'ye en sonunda kavuştuk. Vatanımıza milletimize hayırlı olsun !

Doğrusunu söylemek gerekirse, başından beri pekde iyimser yaklaşmadığım bu ortaklığın ilk sayısı genel olarak hoşuma gitti. Kapakda Jessica Stam'ın giydiği Giles marka kıyafeti kim seçtiyse ellerinden öpüyorum. Sırttaki turuncu detay arka fonla ancak bu kadar uyumlu olabilir. Patrick Demarchelier tek kelimeyle döktürmüş. Saç ve makyaj harika. Ama en güzeli diğer dergilerin aksine kapakta Türkiye hariç hiçbir yazının yer almaması. Adeta Fransız Vogue'da görmeye alıştığımız karaktere ve dinginliğe sahip. Keşke aynı özen kullanılan kağıt cinsinede gösterilseymiş. Vogue'a yakışan 1. sınıf kalite yok.

İçerik daha doyurucu olabilirmiş.. Sanki diğer Voguelardan copy/past yapmayıp özgün bir yapıya sahip olmak istenmesinden dolayı konu sıkıntısı çekilmiş. Mesela 90ların top modeli çalışması feci deja vu. Herkesin aklına gelebilecek bir çalışma. Vogue'un Şifreleri ve Defile Protokolü moda severler için şahane bir kaynak. Zeki Müren çalışması alkışlanası bir özgünlüğe sahip. Sahi modada nasıl Zeki Müren'e hakettiği değeri vermeyiz ?! Ferzan Özpetek ve Mehmet Günsur'lu Roma Dondurması çalışmaları ise Vogue'a yakışan bir kaliteye sahip. Müthiş keyif aldım okurken. Birde keşke IFW'e daha fazla değinip detaylara girilseymiş hoş olurmuş. Defile görüntüleri çok az. Ayrıca daha fazla Türk moda fotoğrafçısı görmek Vogue Türkiye'ye daha bir yakışacaktır.

Vogue'un piyasaya afilli girişinin etkisi diğer dergilerede sıçramış. Elle dergisi 760 sayfalık sayıyla Vogue'a nanik çekiyor. Ek olarak verdiği Catwalk sezonun kaynağı olmaya aday. Süreyya Yalçın ile yaptığı çalışma, Diane von Furstenberg'in Türk tasarımcısı ve Marc Jacobs'un ilham perisi Rachel Feinstein konuları ilgi çekici. Hiç şüphesiz Elle ile çok daha fazla vakit geçiriyorsunuz. Üstelik IFW'e de hakettiği değeri vermiş. Detaylı, bol sayfalı rapor hazırlanmış.

Sadece Elle değil Harper's Bazaar'da kendine gelmiş. Dergiler arasında piyasaya en geç çıkan Harper's Bazaar'a bu sefer ne olduysa tüm dergilerle aynı gün arz-ı endam edivermiş.

Vogue hiç şüphesiz ki bu ay sıkı bir tiraj yakalayacak. Ama ilk sayının başarısına aldanıp dahada fazla özen gösterilmezse sıradan olmaları işten bile değil. Adı ne kadar Vogue olursa olsun bu derginin hala en cazip olanı Amerikan,İngiliz ve Fransız versiyonları ve buda en büyük rakiplerini yine kendileri yapıyor. Her sayıda ülkemden editoryal çalışmalar, kendi modacılarımla ve kendi fotoğrafçılarımla çalışan bir Vogue istiyorum. Trend köşelerinde yeni Türk modacılardanda seçmeler istiyorum. Bir Chanel elbisenin yanında bir Zeynep Tosun 'da önerilsin istiyorum. Yurt dışında hala keşfedilmemiş bizden yetenekleri görmek istiyorum. İstiyorumda istiyorum.

Herşeyin çarçabuk tüketildiği zamanımızda Vogue Türkiye devam etsin istiyorum.

Kısacası Vogue aramıza hoşgelmişler sefa getirmişler diyorum ve şimdiden 2. sayıyı beklemeye başlıyorum :)

4 yorum:

  1. Maalesef Türkiyede olmadığım için canlı canlı göremedim Vogue Türkiye'yi (söylemesi bile çok hoş :) ). Ama moda bloglarında ve bilimum platformlarda okuduğum kadarıyla beğeni toplamış ilk sayı. Kimseden ilk sayının olağanüstü olduğunu duymadım ama genel bir beğeni var. Umarım Türkiye, Vogue sayesinde Dünya moda pazarındaki yerini güçlendirmeyi başarır, ve umarım uzun ömürlü olur. Vogue her hangi bir dergi değil sonuçta, düzgün ellerde mucizeler yaratabilir. Dileğim bu prestijli dergiyi ucuz medya maymunları ve işlevsiz 'sosyete' mensupları ile doldurmamaları. Her sayfasından prestij akmasını diliyorum.


    derya

    YanıtlaSil
  2. Benzeri bir yazıyı yazmayı bugün 760 sayfalık ELLE'i elime aldığımdan beri yazmayı düşünüyorum biliyor musun :)

    Çünkü gerçekten ELLE biraz korkudan mıdır nedir, gaza gelmiş gibi :)

    Ama artık her yazdığım şey VOGUE ile ilgili olmaya başladı şu 0002 yüzünden, insanlar bıktı diye elimi çektim :)

    Senin de aynı şeyleri düşünüp benim yerime de yazmış olman beni kurtardı :)

    sevgiler

    YanıtlaSil
  3. ya ben de açıkçası hayal kırıklığına uğradım, bi sürü reklam vardı ve yazılar da beklediğim kadar doyurucu değildi. ben de çok isterdim, zeynep tosunlu, başak dizer fransez'li bi bölüm yapsınlar genç modacılar diye... bilstore'da ikisinin de tasarımlarını gördüm, hayran kaldım, bu insanlar bunlarla hiç mi ilgilenmiyor yani...

    YanıtlaSil

Herhangi bir hakaret ve küfür içeren hiçbir yorum yayınlanmayacaktır.

Düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi benimle paylaşmanızdan mutluluk duyarım.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails