16 Kasım 2011 Çarşamba

İstanbul VERSACE for H&M Davetinde Kimler Ne Giymiş ?

 
Son günlerde moda dünyasında 2 büyük çılgınlık yaşanıyor. Biri Versace for H&M diğeride Victoria's Secret Defilesi. Bu 2 konu o kadar çok haber yapılıyor ki ister istemez konu etmek içimden gelmiyor. Yarın H&M çılgınlığının bir parçası olmayacağım. Botlara ve deri ceketlere bayılmış olsamda bu manasız deliliğe alet olmamak için elimden geleni yapacağım :) Uslu uslu normal biri gibi gidip ne kaldıysa onlara bakacağım. Alışveriş için 10 dakikanız var ya da sadece 1 adet ürün alabilirsiniz diyenler olmadan sakin sakin keyifli bir alışveriş yapacağım.

Dün gece H&M özel bir davet verdi. Sosyetemin ünlü ünsüz birçok ismi üstlerinde Versace for H&M kıyafetleriyle arz-ı endam etti. Genel görüntü şıklık anlamında pek de içaçıcı değil..

Hollywood ünlüleriyle bizim sosyetiklerimizi karşılaştırdığımızda bakalım ortaya neler çıkıyor :



Ayşe Kucuroğlu tepeden tırnağa Jessica Alba 'yı kopyalamış. Aynı saç, aynı opak çorap, aynı tarz ayakkabı derken birden bire ortaya bir Chanel çanta çıkıveriyor. O Charlotte Olympia 'lar ise hani çocukların tabanları ışıklı ayakkabıları olur ya aynı öyle görünüyorlar. Hangisi daha iyi derseniz Ayşe Kucuroğlu fena değil hatta gecenin en iyilerinden biri ama Jessica Alba duruşu, makyajı, deri ceketi ve başarılı aksesuarlarıyla çok daha başarılı.



Deniz Akkaya 'nın güzelliği çarpıcı. Gerçekten çok hoş bir kadın. Ne kadar estetik harikası densede ortaya çıkan buysa bence hepimiz estetik olalım :) Ayşe Kucuroğlu gibi Deniz Akkaya 'da Charlotte Olympia seçiminde bulunmuş. Bu opak çorapları giydinizmi kollar çıplak olunca ortaya tuhaf bir görüntü çıkıyor. Üst yazlık alt kışlık. Oldum olası bana tuhaf gelir bu ikili ve bir türlü sevemedim gitti. Helena Christinsen Deniz Akkaya 'nın yanında fazlasıyla sade kalmış. Ama çorap giymeyerek ve doğru ayakkabıları seçerek bence çok daha şık görünüyor.



Ve gelelim muhteşem kankiler Ebru Şallı Tan ve Demet Kutluay 'a. Bir aralar küslerdi demek ki sorunlarını çözmüşler. Darısı Gülben Ergen ve Seren Serengil 'e diyelim :)) Ebru Şallı 'nın elbisesi beğendiklerimden biriydi. Ama Ebru Şallı 'da gördükten sonra fikrim değişti diyebilirim. Ve ikisininde elinde Chanel çantalar. Etti 3 Chanel :) Çok ayıp edilmiş Versace 'ye çoook :) Aynı olmasa da benzer model püsküllü elbise Kaylee Defer 'a çok yakışmış. Ve doğru olanı yapıp Versace for H&M ayakkabılar ve Versace for H&M büzgülü mini çantayla eşleştirmiş. Ebru Şallı ise lila renkli ayakkabılarıyla ve malum siyah Chanel çantasıyla her zaman ki alakasızlıklar prensesi. Demet Kutluay ise Sofia Coppola ile karşı karşıya. Bir kere Sofia yeryüzünde Versace kadını olamayacak yegane isimlerden. Böylesi frapan bir koleksiyonda en kendine uygun modeli seçmiş. Çorap giymemiş iyi etmiş. Altına kendine has babetleri ve ne marka olduğu bas bas bağırmayan clutchı ile sade bir şıklık içinde. Demet Kutluay 'da opak çoraplara sarılmış. Elbise yarım kollu olduğundan çoraplar rahatsız etmedi de sivri burun çizmelerini hiç beğenmedim.



Gecede en beğendiğim Pelin Kuran oldu. H&M Pazarlama Müdürüne yakışır bir şıklık içinde. Sarı elbise ayrı siyah Versace for H&M stilettolar ayrı güzel. Saçları ve aksesuarlarıyla en ideal Versace for H&M kadını olmuş. Aynı şekilde eşi ile beraber ortaya güzel bir görüntü çıkarmışlar. Çok beğendim. Chloe Moretz 'de şık ama o Versace ayakkabıların kadınsılığıyla yüzündeki masumiyet çok uyumsuz geldi gözüme.



Melis Aygen kim bilmiyorum ama o kadar rüküş görünüyor ki sizle paylaşmazsam olmaz. O elbisenin vücutta eğreti durmasını geçtim, yakanın kötülüğü ve leopar ayakkabılar beni benden aldı. Bir de assolist topuzuyla acaba tam bir Versace kadınımı desem bilemedim doğrusu :)

Tülin Şahin gecenin adeta divası. Kırmızı Versace for H&M elbise çok yakışmış. Havası, güzelliği ve güleryüzüyle her zaman ki Tülin Şahin. Ama minicik bir sorunum var ve bunu tekrarlamaktan bıkmayacağım :) Ben bu saçları görmekten çok sıkıldım. Fazlasıyla demode görünüyor. Her daim aynı boyda, aynı renkte ve aynı hacimde...

Ve Ivana Sert. İşte karşımızda 90'ların ideal Versace kadını. İlk bakışta felaket gibi görünüyor ama detaylara bakarsak bence Versace kimliğine en iyi bürünen kişi olmuş. Ben hala bu kadının bir moda programı olup da şıklık dersi verdiğine inanamıyorum. Şaka maka hatun resmen bir moda otoritesi oldu çıktı. Ne günlere kaldık diye ağlamak istiyorummm !!



Davete katılan ama koleksiyona burun kıvıranlar da vardı. Bunlardan birinin Eda Taşpınar olmasına çok şaşırdım. Çünkü harika bir Versace for H&M kadını olurdu. Ama canı bunun yerine Dries Van Noten, Rodarte, Michael Van Der Ham ya da Peter Pilotto'dan harmanladığı güzel bir Eda Taşpınar kreasyonu ile katılmak istemiş. Makyajını çok beğendim.

Günsel Ülkü her daim aynı pozu veriyor. Hafif yana dönüyor ve sağ bacağı öne çıkarıyor. Bakın resimlerine hep bu pozda. Kıyafet kötü ama makyaj ve saçlar daha da kötü. Gerisini size bırakıyorum.

Ve işte benim en favori anne kızım Sema Basa ve Saba Güceylioğlu. Böylesi dinamik bir davete böyle kokoş bir şekilde gelerek yine farklılıklarını ortaya koymayı başarmışlar. Bu asikar ve isyankar duruşları karşısında gözyaşlarıma engel olamıyorum..

Nedret Taciroğlu da koleksiyona burun kıvıranlardan. Belki de tarzına uygun bir parça bulamadı. Ama en azından normal bir görüntü içinde.



Ve Ezgi-Emre Kıramer. Çok hoş bir çift ve stil anlamında son günlerin favori isimleri. Ezgi Kıramer 'in Givenchy paltosu ve Guiseppe Zanotti ayakkabıları çok şık. Emre Kıramer 'in parkası dikkat çekici. Her anlamda birbirini tamamlayan bir çift.


Share


26 yorum:

  1. Doktor bu neeeeeeee!!! İnsan giyecek bunu insaann :D

    YanıtlaSil
  2. ebru şallıyla kaylee deferın elbiseleri çok güzel
    güzel olmuşlar

    YanıtlaSil
  3. şimdi benim anlamadığım birşey var pelin beni aydınlatırsan sevinirim. ayşe kucuroğlu nereye baksam ya bir haberi ya da röportajı var. ama bütün sorular ve verdiği bütün cevaplar yılardır aynı. o zaman neden bu kadar ilgi bu kadına. alt tarafı bir kafenin sahibi. nedir yani atomumu parçalamış büyük bir başarıyamı sahip nedir bunun sırrı. valla benim kafesine gideceğim varken uyuz olduğumdan gitmiyorum. nedir bu şöhret budalalığı. üstelik son derecede itici bir fiziği var. anlamıyorum arkadaş ben bu işi. meydan bunlaramı kaldı yani sosyete olarak ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen katiliyorum.

      Sil
  4. bu tür karşılaştırmalarda hep beğendiklerim genelde yabancı ünlülerin kıyafetleri oluyor. bir bakıyorum ayşe kucuroğluna birde jessica alba ya kesinlikle jessica derim. ama ayşe kucuroğluda çok hoş bir kadın fakat resimde bunu göremiyoruz bunun tek sebebi bizim foto-muhabirlerin kalitesiz malzeme kullanmaları, haliyle resimler berbat çıkıyor. ayşe kucuroğlunun resimlerini wireimage ya da getty gibi sitelerde görsem çok daha güzel çıkmış olarak görürüm. fotoğraf makinesine de resmi çeken kişilere de çok iş düşüyor. o resmin ışığı açısı tamamen etkiliyor iyi ya da kötü. diğer resimlerede bakıyorum aynı durum var. bizimkiler fotoğraf çekmesini bilmiyor. bütün olay bu ya. bizim ünlüleri bir salalım amerikada galalara bir çıksınlar oralarda da aynı görüntü çıkıyorsa bunları o zaman karalayalım valla.

    YanıtlaSil
  5. Demet Şener siyah elbiseyi Sofia Coppola'dan daha iyi taşımış

    YanıtlaSil
  6. sarı elbise gerçekten hoş, bir de botlar vardı, ezgi kıramer kendi sitesinde resmini koymuştu. Onlar da güzel. bu tür işbirlikleri eğlence ve renk katıyor moda dünyasına. o yönden hoş.
    selin hanımın sorunsalına gelirsek kendisine katılıyorum. ama a.kucuroğlu için söylemiyorum sadece ben. kendisi entertainment sektöründe olduğu için sürekli ön planda olması işinin parçası. cafesine gitmedim ama gitmek istiyorum oben budak ın dediğine göre muzlu pudingi güzelmiş denemek için gitcem. işte bunu niye biliyorum ben????? twitter dan mı, hep 'o gazeteler' i okuduğumuzdan mı???
    bunun için biraz da özeleştiri yapmak lazım. demek ki ben sürekli popülerin peşindeyim popüler yayınları/mecraları/şahıs ve olayları takip ediyorum ki hep aynı yüzler karşımda. twitter falan derken sosyal medyayla o kadar büyük bir bilgi kirliliği oluyor ki, mesela işte ben x kişinin bilmemne cafesinin sahibi olduğunu niye biliyorum, bilmemkimin her an ne yaptığını, tatili nerede geçirdiğini falan filan?? sonra çözüm olarak takip ettiğim kişileri azalttım twitterda sadece gerçekten haberdar olmak istediğim kişiler var şimdi, bu bir çözüm olabilir.
    bir diğer işte bloglarda azaltma.... mesela ben artık sadece pelin in blogunu takip ediyorum moda blogu olarak.
    bir ankaralı kişi var yüzünü de gizliyordu (pek mühim gibi) girersin sitesine mekan,marka ilanları, promosyonlar falan ama modaya dair düzgün bir şey yok ha bakarsın yazmış chanel şöyle prada böyle - diyeceksin ki o kişiye bi tanesi var mı dolabında??? (olmak zorunda değille gelmesin kimse nolur, bi konuda ahkam kesmek için tevatür yetmez, tecrübe gerekir)
    bi tanesi de vardı (ne tesadüf yine moda fakiri bir kent olan ankaradan) bryanboy taklidi, marc jacobs'a aşk mektupları yazan, bloguna girsen allahlık, 10 günde bir güncelliyor ki o da yine promosyon partilerin eşantiyon ürünlerin desisesi durumunda ki patetiklik diz boyu... ha bakarsınız bu kişiler hep aynı yerdeler, aynı partilerde yan yanalar ve biz de okuyoruz.
    açıkçası pelin in sitesini keşfetmemle hepsi silindi benim için.
    bu nedenle biraz tercihlerimizi düzeltmeliyiz bence. perihan magdenin aile içi zina mahsulleri ofisi diye bir yazısı vardır bu hususta, başlığı sert ama özünde dediği şu ki; yayıncılık dünyasında, modada, sinemeda bakın hep aynı yüzler hep aynı kişiler birbirlerini (s)ağırlamakta, o nedenle mesela şu an a. kulin in baş harfleri edepsiz(!) bir kelime oluşturan kitabını okumak yerine şule gürbüz,barış bıçakçı okuyun, şafak vaktine gideceğiniz yerde gelecek uzun sürer e gidin, sürekli bilmemne kafeye gideceğinize karaköy maya ya gidin ve madem ki çok sıkıldınız a. kucuroğlunun röportajları yerine bu ayki xoxo daki leyla gediz röportajını okuyun:)
    en önemlisi bir sürü moda sitesine gireceğinize sadece moda ve sosyete ye girin
    zihniniz rahatlasın!!!!

    YanıtlaSil
  7. Şu Versace koleksiyonuyla ilgili bi yorum yazacaktım ama hemen bir önceki yorumdan üstüme alındım. 1-Ankaralı olduğum için, 2- Blogumda yüzüm görünmediği için, 3- Markalardan bahsettiğim için. Bilmem o arkadaşın bahsettiği blogger ben miyim ama üzüldüm şimdi. Diyeceği bişey varsa keşke o kişinin blogunda deseydi..Nasılsa yorum yapacak kadar incelemiş. İnsanlar neden bu kadar öfke dolu bilmiyorum.Şurda eğleniyoruz hepimiz kendi çapımızda.Ben de senin blogunu çok beğeniyorum, daha bir çok farklı blog gibi..

    YanıtlaSil
  8. bir kafe sahibi olmakla sosyete olunabilecek bir topluma sahibiz. hiç şaşırmıyorum ayşe kucuroğlu 'nun durumuna. bir de o kadar rüküş ki nesine moda ikonu denir anlamak zor. bana itici ve şöhret budalası geliyor. nedir napmıştır bir kafeyi popüler yapmakmıdır sosyete olmanın kriteri. ya da 4 çocuk yapıp bunların her yerde çarşaf çarşaf resimlerinimi çektirmektir. anlamıyorum ve anlamayacağımda. asıl sosyete denilen mensuplar köklü soyada ve geçmişe sahip olanlardır benim gözümde. zaten onlarıda fazla ortada görmeyiz. ayşe kucuroğlu 'nun geçmişte kalan bir şöhret olma merakı olduğunu ve şimdide ayağına gelen şansı dibine kadar kullandığını düşünüyorum.

    davet hakkında söyliyeceğim tek şey herkesin klasik versace kıroluğunda göründüğü. güzel demişin ivana sert için. evet versace budur işte. tabi atelier line 'ı ayrı tutuyorum. o başlı başına büyük bir başarı. ve şimdiden tom ford ile yapılacak işbirliğini bekliyorum.

    YanıtlaSil
  9. ebru şallı 'nın o ayakkabılarının durumu nedir facia !!! bende senin gibi sadece H&M 'in pazarlama müdürünü beğendim. sade kullanmış ve fiziğine yakışanı seçmiş.
    şu chanel ve hermes saplantımızda hakkaten benimde sinirlerimi aldırmaya başladı. bir yorum yapan arkadaşın dediği gibi bu kadarmıdır yani bizim statü simgemiz. çok yazık çok !

    YanıtlaSil
  10. WALLA KİMSEYİ BEĞENMEDİM TÜLİN ŞAHİN BİR DERECE...;)
    http://editorist1783.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  11. Biri Ayşe Kucuroğluna bir DUR desin noluuurrr!!! Ağlamak istiyorum. Ha bir de Allah aşkına poz verirken o bacaklarını bir çarpıtmadan, yamultmadan o ayakları kıvırmadan bir poz versin.Şımarık küçük kız edaları, ayy ki ne ayyy!!

    Ben Deniz Akkaya'yı beğendim ,evet opak çorap yerine hiç çorap giymeseydi dah aiyi olurdu ama böyle de çok gözümü tırmalamadı. Ebru Şallı'yı bazen beğenirim bazen beğenmem ama bir giyinmeyi öğrensin artık bunlar nolur yaa.O kadar para var hala becerememek anlaşılır gibi değil.Ama hamurda olmayınca bazı şeyler sonradan da zorlama olamaz o da ayrı mesele.
    BENİM EN BEĞENDİĞİM İSİM BURDA PEK TABİİ Kİ "EDA TAŞPINAR". Seviyorum seni alımlı kadın,Taş Kadın! Ivana bir renk cümbüşündeki hey maşallah.Aynı kıyafetle kendi sundukları programa bir yarışmacı gelse maazallah yerden yere vururlardı.

    YanıtlaSil
  12. Sevgili Ahmet,
    O Ankaralı eğer benim anladığım ankaralı bloggersa artık gizlemiyor yzünü:-P

    İpek...

    YanıtlaSil
  13. Hakkatten bazen bana hay s..çayım sizin Versace'nize de, Chanel'inize de, Hermesi'inize de diyesim geliyor. Arkadaş bu mudur yani herkesin karnı tok, tek derdi ne giyeyim, nerden alayım ne yapayım mıdır? Maşallah herkes moda ikonası kesildi başımıza. Ayşe Kucuroğlu'da bulmuş zengin kocayı, yapmış piyasayı üstüne de 4 çocuğu orda burda salınıyor işte bunlar normal şartlarda nedir, ölümsüz mü? Biz karatoprağa gireceğiz bunlar sonsuz mu yaşayacak.

    YanıtlaSil
  14. offf yine ayşe kucuroğlu fanları sarmış ortalığı :)
    şimdi şu sosyetenin ne demek olduğuyla ilgili fikirlerinize tamamiyle katılıyorum. ama o olgu artık eskilerde kaldı. şimdi sıradışı giyimle bile birkaç fotoğrafınız yayınlansın pırrt moda ikonu seçilebiliyorsunuz. eda taşpınar 'dan tutun ivana srt'e kadar birçok örnek var elimizde. o bizlerin bildiği tabir çoktan miyadını doldurdu.açıkçası ayşe k. nun bu kadar çok görünmesi beni rahatsız etmiyor. bir arkadaşımızın dediği gibi sonuçta eğlence sektörünün içinde ve ismini hep canlı tutmak zorunda. o yüzden anlayabilirim. ama her röportajında aynı soru ve cevap vermesi banada sıkıcı gelmeye başladı. yinede 4 çocuğu ve sosyal hayatıyla en azından birçoklarına göre yerini daha hakeder biri.

    sevgili ahmet yorumun ağır roman gibi. yanlış anlamayım diye defalarca okudum :) evet birçok noktada aynı düşünüyoruz haklısın ama diğer blogger arkadaşlarım hakkında sarfettiğin cümlelere üzüldüm. hepimizin tarzı aynı olamaz. herkese göre çeşitlilik ve tarz farklılığı olacak ki bu işin güzelliği ve amatör ruhu devam etsin. sizin hoşlanmadığınız bir blogun eğer 2 bin 3 bin takipçisi varsa demek ki kendine göre doğru yolda. bir de alışveriş danışmanının dediği gibi bu gibi görüşlerimizi kişinin kendisine yapsanız benim vereceğim cevaptan çok daha doyurucu bir cevap alacağınızdan eminim. ve benim için söylediklerinize canı gönülden teşekkür ederim. çok utandırdınız beni.

    YanıtlaSil
  15. Pelincim sadece teşekkür ederim:)Aynı yöne bakıyoruz..

    YanıtlaSil
  16. Bir iki ciftbirsey diyeyim dedim ama, herkez âlâsını demiş. Özelliklere Ahmet. Ülkenin geçirdiği su günlerde de simay da haksız sayılmaz ama bu hayata renk katan seyler. Özellikle biz seyirci durumundaki kisilerin en büyük eğlencesi. Buradan birşeyleri okumayip o etkinliklere katılsak yine kim ne giymiş kiminle gelmiş diye bakacağız. Onun için üzerimde esofmanlar elimde cayım pek bı eğlendim dogrusu. Bende ayse kucuroglunu antipatik sevimlilerden buluyorum komik geliyor gülüyorum. Ama İvanayi rahatsız edici buluyorum cunkuonun moda anlayışı memleketi gereği mıdır nedir seksi ve kro bir gosterislilige dayanıyor gibi.fakaaat Selma Basa yeride cok acayiptir bende yazık o paralara yazık.

    YanıtlaSil
  17. alışveriş danışmanı; sizden bahsetmiyorum, blogunuzdan şimdi haberdar oldum.
    Diyecekseniz, madem beğenmiyorsun takip etme o zaman; zorla masaya mı uhuluyorlar seni, haklısınız ben de zaten o blogları artık takip etmiyorum. Bazı kişiler/kurumlar/markalar tekel haline geliyorlar ve onlara mecbur kalıyoruz/bırakılıyoruz. İyi olanı aramıyoruz. Yoksa derdim kişilerle değil, herkes istediğini paylaşsın, istediği gibi yer alsın sanal ortamda/medyada. Sonuçta her blog bir emektir.
    Genel bir fikir paylaşmak istedim, bu postun altına yazılması tamamen tesadüftür.

    YanıtlaSil
  18. bende senin gibi düşünmüşüm şu h&m alışveriş çılgınlığı hakkında aslında keşke orda olup fotoğraflasaydık bu olayı :)


    http://baharitocuk.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  19. Öncelikle Pelin'den özür dilerim. Yorum platformunu bu şekilde meşgul ettiğim için. Ahmet sana söyleyeceklerimi yarın blogunu ziyaret ettiğimde söylemek istiyorum:) Balık kadını olmak zor. Napabilirim?:)

    YanıtlaSil
  20. Selam Pelin,
    O gecede ben de vardım ve versace for H&M koleksiyonundan ziyade bu isimleri dikkatle çaktırmadan izledim :)
    Ayşe Kucuroğlu tam bir felaketti ayağına 2 numara büyük gelen ayakkabılarını lütfen bir daha giymesin.
    Deniz Akkaya konusunda sana katılmıyorum çünkü cildi kötü, kolları sarkmış, kilo almış ve koca bir boydan başka birşey kalmamış ortalıkta.
    Tülin Şahin, her zamanki gibi hoştu ama yine her zamanki gibi çok konuştu tüm gece.
    Favorim Ezgi&Emre ydi. İkisi de o kadar hoştu ki. Lian'ın ayakları çok büyük, giydiği mor botları da beğenmedim. Ama Ezgi tek kelimeyle yıkıktı.
    :):)
    Öperim seni,

    YanıtlaSil
  21. Şimdi Ayşe Kucuroğlu denen kadınla ilgili bir röportaj paylaşmak istiyorum sizinle. Okuyup okuyup gülelim diye.

    http://www.htkulup.com/soylesi/haber/687373-siradan-yasiyorum

    Bu röportajdan bir alıntıyla veda ediyorum. Bu sırada birşeyler yeyip, içmeyin ki püskürmeyin, boğazınıza kaçmasın.

    "Soru:Sizce sosyetenin tanımı nedir? Kendinizi sosyetik buluyor musunuz?

    Ayşe Kucuroğlu:Bir toplumdaki gelir düzeyi yüksek ve kendine özgü yaşama biçimleri olan topluluk. Evet bu tanım dahilinde kendimi bu toplumun parçası olarak görebilirim."

    YanıtlaSil
  22. ahmet, welcome to the club - kısmen haklı, ama cesur mu cesur açıklamalar. devamını bekliyoruz!

    size, ben kazara buradayım adlı tumblr blogu öneriyorum.

    blogların markalarla ve mekanlarla yaptığı işbirliklerini önemsiyor ve saygı duyuyorum ancak bir yandan da, reklam yazıları yazmaktan eski blog yazılarını artık yazayanlar var, buna kızıyorum. olay amacndan çıkıp, körler sağırlar durumuna dönmemeli. isim-cisim şeklinde kişiselleştirmektense, genel olarak böyle düşünüyorum diyelim. reklam, kampanya, giveaway, affiliate, sosyal medya PR'ı, Wom'u.. vs. derken blogger olmaktan çıkıp blogunu reklam panosuna çevirenler var. oh! ses-seda değil, sus seda. artık durmalıyım!

    YanıtlaSil
  23. İstanbul partisini salla zaten asıl önemlisi NY :) ama postta ilgimi çeken şeyler de vardı yani Ayşe Kucuroğlu ve adaşın ve Tülin şahin eh idare ederler ama asıl melis aygene çok güldüm :D

    YanıtlaSil
  24. Pelincim eline sağlık. Geceyle ilgili gazetede bir yazı görmüştüm ve Tülin Şahin'in halini görünce foto.çekip Twitter'a koymuştum. Detayları seçememişim gazetede meğersem o da Versace'ymiş ama sonuç:ben hiç beğenmedim kendisini. Yani böyle bir lansman partisinde nedir yahu o düğün kıyafeti..sanki kınaya davetli. Bu bizim ünlüler bu işi öğrenemedi gitti ya..bari dışarı çıkmadan biraz yabancı dedikodu sitelerini okusalar da ne yapmaları gerektiğini görseler..
    Son olarak Jessica Alba'nın ayakkabılarıni ilk gördüğümden beri hiç sevmemiştim ben; hatta dedim kum havuzunda oynamış da gelmiş, veya nubuk silgisiyle fazla silmiş ayakkabılarını :D

    Bugün fazla negatifim galiba haha..sevgiler.. :)

    YanıtlaSil

Herhangi bir hakaret ve küfür içeren hiçbir yorum yayınlanmayacaktır.

Düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi benimle paylaşmanızdan mutluluk duyarım.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails